belki

senin aynadan gördüğünü ben "dıvardan" görürüm. Oğuz Atay- Babama Mektup

20 Şubat 2012 Pazartesi

BİLİNMEYEN ÜÇÜNCÜ ŞAHISLAR


Her ne kadar sükunetle yaşamaya çalışsam da, kimi günler damarıma öylesine basıyor ki; içimdeki canavarı hiç kormadan, çekinmeden çıkarıp, tüm öfkemi üzerine kusmakla beraber, ağzını burnunu dağıtasım geliyor. "Ama ben kimseye el kaldıramam" diyerek de, az evvel içimden geçen tüm düşüncelerden arınıp, onlardan ırak hayatımı sürdürüyorum. Hiçbir şey olmamış gibi.
Çok konuşma, elinde o imkanın olsa da değerlendiremeyeceğin için, bu işi de eline yüzüne bulaştıracağını benden daha iyi bildiğin için buna kalkışmıyorsun, bir nevi buna cesaret edemiyorsun.
Cesareeet, bunu hatırlıyorum. Ben cesurum, cesaret güç gerektirir. Bak kaslarıma, pazularım sappaasağlam. Ee güç var, peki ya cesaret; güç ile cesaretin ne gibi terazisi var ki, gücüm olmadan bir işe kalkışamıyorum.
Bu, yolda polis tarafından çevrilince, milletvekilinin bilmemşeysinin şeysiyim diyerek, ardından da "Sen kimsin lan"ı ekleyerek, bazen de haritadan yer beğendirerek ulaşabileceğim duygu için illa cesur mu olmam gerekiyor, bu milletvekilinin gücü altında. Güç kimde peki, ezilir gibiyim o gücün altında.
Polisin yerinde olmayı tercih ederim, "Milletvekilinin şeysinin şeysi olman kuralları çiğneme gücünü sana vermez" diyebilseydim üffffffff, duvara toslamış gibi olurdun. Peki o güç neden bende yok, onda var da, birinin gücü ulaşıyorsa aykırı noktalara, yok mu benim de gölgemin oluşabileceği bir boşluk bu hayatta.
Gölgeler öylesine birbirinin içine girmişki, tabir- i caizse kimin eli kimin götünde belli değil. Gölgeler o denli üst üste. Lakin, güneş bana varmıyor mu; neden göremiyorum gölgemi sereserpe, ayaklarımın dibinde.
Çünkü cesur değilsin. Cesur? Önce güç gerekli. Senin ağzını burnunu kırmanın yine bana zararı dokunmacağından dolayı, bunun için cesur olma gereksinimi hiç mi hiç hissetmiyorum.
Doğru, aslında ben zaten keşke diyemiyorum. Çünkü o şans elime bir kere daha verilse, öylesine bir güç olsa yani elimde, ben yine yapmam gerekeni yapabilme cesaretini kendimde bulamayacağım için, zamanımı boş yere geçiştireceğim. Gerek yok yani böyle şeylere, bence...
Ha bu yüzden sakinliğini koruyorsun, öyle mi?
Kısmen..
Ama sen hiçbir halta yaramıyorsun bu davranışınla.
Nasıl yani...
Bir boka yaradığın yok yani.
Yoo yoo seni terbiyeye davet ediyorum. Bak ben sana her ne kadar öfkelensem de, biraz duruyorum düşünüyorum sonra saknleşiyorum, sinirlenmenin yersiz olacağını düşünüyorum.
Evet... bu yüzden hiçbir şeyin peşinden koşmuyorsuni her şeyi olduğuna bırakıp, suyun kendi başına yolunu bulacağını düşünüyorsun. Lakin yanılıyorsun efendiiii.... olduğu yerde giden suyun sana doğru gelmesini istiyorsan, dışarı çıkacaksın, soğukta donacaksın, eline küreği alacaksın, suyun gideceği yolu hafiften açacaksın ki sonra sana oluk oluk aksın. Sonra senin suyun, senin rengine bürünür. Artık görürüz sen su kadar şeffaf mısın, yoksa kalıbında hokkabazlık mı yaparsın?
Yorum Gönder