belki

senin aynadan gördüğünü ben "dıvardan" görürüm. Oğuz Atay- Babama Mektup

bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2015 Salı

GÜLMEK OYUNLARI


(*hikaye tamamlanmamış haliyle yayımlanmıştır)

Nereye bakardı ve de ne çok ağlardı bakışlarında. Belli başlı anlarda gülmek kokardı, öyle bir gülme ki, çok hassas bir burnun aldığı sarımsak kokusu gibiydi, hemen vazgeçilen.
Gülmek zor zanaattır, derdi, gülünmesi istenirken. Gülmek, ancak kendine de gülebiliyorsan sahicidir.
Böyle derdi; şimdi yine ellerde bir çerçeveye oturtulmuş bir kağıt parçası- adına fotoğraf denilen- yine o uzaklara ağlayan bakışları; yine gülmekten bihaber, ağlamaklı, ardında muhtemelen fotoğraftaki yüz ifadesinin, aynısı; kısa bir süre önce canlı olan cansız bedeninde sahici bir üzüntüyle taşınıyor mezarlığa doğru. Acaba istediği yere gömülseydi; her ne kadar toprak olsa da arzu ettiği toprağa gömüldüğünde yüzündeki ifade kendini başka bir şeye bırakacak mıydı, merak ediyorum.
Burada doğru Hikmet ağabey. Burada dediysem, benim olabildiğim burası anlamında. Burada doğdu, büyüdü; burada ölmesine izin verilmedi.
Hikmet ağabeye “Gül” dediler her zaman, gül; gül ki mutlu görünesin.
Mutlu olduğum için mi gülmeli, mutlu görünmek için mi gülmeliyim dedi.
Ne demek istiyorsun bile diyemediler, o zaman sen gülüverirsin, dediler.
Güldü Hikmet ağabey, ilk çocuğunu kucağına aldığında öyle bir güldü ki, canlı olarak şahit olabildi gözlerimiz. Gözlerimiz en büyük yalancılarımız şimdi. Somut bir örnek veremediğimiz için yalancılıkla suçlandı gözlerimiz. Zaten çok da sürmedi Hikmet ağabeyin gülmesi; çok geçmeden Hikmet ağabeyin içindeki yangından daha etkili bir yangın aldı götürdü küçük kızını, henüz hala bebek halindeyken.
Bir çocuğun korunamadığı yerin cehennemden farkı yoktur, dedi Hikmet ağabey. Sen bizim cennetimize nasıl cehennem dersin dediler. Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda, şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, diye nara attılar Mehmet Akif’in sadece İstiklal Marşı’nı bilenler. Vatan hainliği ile suçladılar Hikmet ağabeyi, askerlik yapmadığını bahane ederek.
Askerlik yapmamıştı Hikmet ağabey, kaçacaktı. Askeri keyfi haline kullanan bir dönemde ben de maşa olmak istemem, dedi; çürüğe çıkar yıllarca öylece cezalı kalırım daha iyi.
“Beni anlatma çocuk. Kendi kendine konuşma.
Beni, ben olduğum için sevme çocuk” dedi. “Ben senin istediğin olmayabilirim veya sen beni, istediğim gibi hayal etmiyor olabilirsin.”
Seni sevmemek mümkün müdür Hikmet ağabey, dedim.
Hikmet abi.
Hikmet abii…
Hikmet a…
Gitti Hikmet ağabey, kayboldu gözümde.
Şimdi beyaza sarılmış bedenini, bedeninden biraz daha büyük kazılmış toprak çukura bırakıyorlar.
Dar alanları da hiç sevmezdin Hikmet abi, diyorum içimden. Hikmet abi, mutlu musun içeride?

“Daha tüm numaramı oynamadım” dedi Hikmet ağabey. İçeri girerken.

2 Kasım 2014 Pazar

TÜM KENDİLİKLERİM


Çiçek açar mı
Verir mi meyve
Diyedurysunlar diye düşünüverdim
                                                Kendi içimde
Tüm kendiliklerimin mümessili ben değil miyim
Yaşama alıştırıldığım insanların arasında
Hayat budur diye öğretilen tebeşir uçlarında
Hiçbir şey bilmeden itien hayatın kucağına.
Belki de dikilen ufak bir fidan
Gelecekte yok edilecek bir ormanda.
Kim gelip yiyecek meyvelerimi
Sen mi?
Yetişecek çekirdeklerimden yeni umutlar
Siz mi?
Bütün sözleri biriktirdiğim düşünce ufuğunda.
Sadece acı yedierceğim ben tadanlara,
Sadece acı.
Ağızları buruşacak.
Bu nebiçim diyecekler,
Daha önce hiç yediklerimiz gibi
Değil!
Diyerek beni suçlu görecekler.
En kolayı,
Tüm mesuliyeti benim üerime yıkmak değil mi ki?
Yetiştirildiğim alan
Soluduğum duman
Ne zaman göz önünde bulunduruldu ki.
Elde kalan sadece ölüm olunca
Konuşulur ölüm
Elde kalan sadece acı olunca
Hatırlanır acı.
Aynı yolları yürüdüğümüz milyonlarca insanın
Her gün yaşadıkları
Ancak bizim yolumuza düşünce anımsanır
Birkaç günlüğüne
Belki daha kısa
Veya daha uzun haliyle
Hatırlanır gündelik yaşamın hali.
Gündelik yaşamın getirdikleri
Bir bedeli mi
Herhangi bir istek mi
Sonu umutsuzluğa varabilecek
Herhangi bir endişe mi?
Ne peki?
Sadece anımsanan bir vakitçik mi?
Hayatımıla kıyasladığım yok
Hayat da kimin hayatına göre
Gözlerini açmadan giden bir bebekse
Onun mu acısı olayım.
Acı, ancak gelindiğinde yanan
Tek başına kesilmemek için direndiğim bahçeden
Acılar saçılar olsam istemeden
Sadece ziyaret edenlere verdiğim meyveden
Anımsanırsa acı
Ben bütün kötülüklerin baş tacıyım
Beni buraya dikenleri düşünmeden

2.11.2014